Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Fizik tedavi hasta ya da yaralanmış vücut yapılarına yeniden fonksiyon kazandırmayı hedef tutan bir tedavi yöntemidir. Fizik tedaviden kullanılan alet ve teknikler vücut dışından ve ilaç kullanılmadan tatbik edilir.

Bundan dolayı hastanın sağlığını tehdit eden hayati bir yan etkisi yoktur. Sıcak ve soğuk uygulama, ağrı kesici ve kasları kuvvetlendirici elektrik akımları, traksiyon, masaj, manipulasyon, egzersiz, iş-uğraşı tedavisi, hidroterapi, ESWT başlıca fizik tedavi ve rehabilitasyon yöntemidir.

TEDAVİLERİMİZ

Rehabilitasyon inmeli hastaların iyileşmesinde çok önemli kısmı oluşturur. Rehabilitasyon gücü, koordinasyonu, enduransı (aktiviteyi sürdürebilme yeteneği) ve güveni sağlar. Amaç yürüme, kişisel bakım yapabilmeyi hastaya yeniden öğretebilmektir. Önceden yapabildiklerini hastaya yeniden öğretebilmektir.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon hekimi rehabilitasyona gereksinim olup olmadığını, rehabilitasyon gerekirse hangi tip rehabilitasyonun hasta için faydalı olacağını belirler. Hastaların birçoğu rehabilitasyon sonrası daha iyi olacaktır. Rehabilitasyon hastanın tıbbi durumu stabil olduktan hemen sonra başlar. Beyin iyileştikçe bazı gelişmeler kendiliğinden de görülebilir. Rehabilitasyon alanındaki gelişmelerden dolayı hastaların tedavisi son zamanlarda daha umut verici hal almıştır. Ekip çalışmaları her zaman daha iyi sonuç vermektedir. Rehabilitasyon programı hastanın tüm kişisel ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde planlandığından, her hastaya uygulanacak program farklı olacaktır. Ancak bazı tedavi ilkeleri şunlardır:

. Temel hastalığı (inmeye neden olan hastalığı) tedavi etmek ve komplikasyonları önlemek
. Engelliliği ortadan kaldırmak ve hastanın fonksiyonlarını geliştirmek
. Hasta ve ailesini yaşam tarzı değişikliklerine uygun eğitmek

Yüz hareketlerini (dudak, yanak, kas,göz çevresi) yapmamizi yüz siniri (fasial sinir) araciligi ile saglariz. Beyinden gelen hareket emirlerini yüz siniri, yüz kaslarina ileterek istedigimiz hareketleri yapmamizi saglar. Eger beyindeki veya yüz sinirindeki bazi hastaliklar bu iletiyi engellerse yüz felci olusur ve yüz hareketleri kismen ya da tamamen ortadan kaybolur. Yüz felci tibbi olarak fasial paralizi olarak isimlendirilir.

Yüz kaslarina fizik tedavi yöntemlerinin uygulanmasi yüz sinirine yeniden fonksiyon kazandiran yöntemler degildir. Ancak özellikle uzun süren yüz felçlerinde yüz kaslari hareketsizlikten güçsüzlesirler ve daha sonra yüz siniri çalissa bile yüzde asimetri ve güç kaybi olabilir. Bu nedenle hastanin kendi kendine uygulayabilecegi masaj ve sakiz çigneme disinda fizik tedavi uygulanmasi önerilmektedir

Tedavi Edilen Hastalıklar

  • Seebral palsi
  • Spina bifida
  • Brakiyal pleksus yaralanmaları
  • Geişim Geriliği
  • Omurilik yaralanmaları
  • Kas-iskelet hastalıkları
  • Kafa travmaları
  • Yürüyüş bozuklukları
  • Spastisite tedavisi

Serebral palsi, spina bifida, genetik bozukluklar, kas hastalıkları gibi birçok farklı hastalık çocuğun normal fiziksel ve mental gelişimini olumsuz etkilemektedir. Bu hastalıklarda kasların kontrol ve koordinasyonunda sorunlar oluşur. Bunun yanı sıra görme, konuşma, yutma gibi fonksiyonların bozuklukları da eşlik edebilir.

Çocuk fizyoterapisi yada çocuk rehabilitasyonu kapsamında doğum öncesi, doğum sırasında yada doğum sonrasında ortaya çıkan, çocuğun fiziksel ve mental gelişimini kısıtlayan hastalıklar (örn: serebral palsi, spina bifida, inme, genetik bozukluklar, kas hastalıkları vb.) değerlendirilmektedir.

Serebral Palsi (SP), doğum sırasında çocuğun beyninin bir süre oksijensiz kalmasına bağlı olarak meydana gelen beyin hasarı sonucunda ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Beyindeki etkilenen merkezlerin büyüklüğüne ve yerine göre çocukta değişik belirtiler ortaya çıkabilir. En sık görülen şekli, kollarda , bacaklarda aşırı kasılmalarla birlikte olan “spastik” tipidir. Bundan başka istemsiz hareketlerle birlikte olan atetoid veya ataksik tiplerde olabildiği gibi, kasılmaların çok az olduğu hipotonik tipte veya bunlardan ikisinin bir araya geldiği karışık tiplerde de olabilir. %30 kadarında zihinsel gerilik olabilir.

SP’li çocuğun tedavisi bir ekip işidir. Bu ekipte fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı hekimin yanı sıra fizyoterapist, anne- baba ve psikolog ayrı ayrı görev üstlenmelidir. SP’li çocuğun rehabilitasyonu son derece karmaşık bir süreçtir. Fizik tedavi ve uğraşı tedavi yöntemleri, nörogelişimsel tedavi, fonksiyonel becerilerin kazandırılması, ortez adı verilen yardımcı yürüme cihazları ve uyarlanmış araçlar genel rehabilitasyon yöntemlerini oluştururlar. Hekimin rolü ve sorumluluğu çocuğa ve ailesine uygun doğru tedavileri sunmak, çocuğun fonksiyonlarını artırmaya çalışmaktır. Tedavi amaçları her çocuk için özgün olarak belirlenmeli ve aileye ayrıntılı bilgi verilmelidir

Spina bifida ikiye ayrilmis veya açik omurilik demektir. Ana rahminde bebegin omuriliginin ve omurgasinin bir kismi iyi gelisemez. Bacaklara, idrar kesesine ve kalin barsaklara giden sinirlerin çalismamasi nedeni ile yasam boyu sürecek kismi bir felç görülür. Spina bifida ile dogan bebeklerde omurilik sirttaki bir kese içindedir. Bu kese dogumdan sonra hemen kapatilmalidir. Bazi çocuklarda yalnizca belde leke veya killanma gözlenir ve sorunlar daha hafif seyreder. Bas büyümesi (Hidrosefali) Beyin omurilik sivisi dolasiminin bozulmasi nedeniyle bas büyür. Bu sorun sant denilen basit bir hortumla tedavi edilmelidir. Aksi takdirde zeka gelismesi, görme ve genel durum bozulur.

Kas zayifligi (Felç) Gövde ve bacaklara giden sinirler etkilendigi için yürüme güçlügü ve sekil bozukluklari gelisir. Spina bifida kesesi sirtta ne kadar yukaridaysa güçsüzlük o kadar agirdir. Kas zayifliginin derecesine göre seçilen cihazlarla yürüme saglanir. Eger sekil bozukluklari cihaz kullanmayi engelliyorsa ameliyatla bacaklar cihaza uyacak hale getirilmelidir. Hissizlik Kesenin seviyesine göre ayaklarda veya bazen bacaklarin tümünde hissizlik olusur, iyilesmesi çok uzun süren derin yaralar açilabilir. Hissiz ayaklarda yara açilmasini önlemek için ailenin ve çocugun sicak suyla ayak yikarken, ayakkabi ve cihaz giyerken çok dikkatli olmasi sarttir. Idrar ve diski tutamama Idrar kesesini ve barsaklari kontrol eden sinirler etkilendigi için çocuklarimizin çogu idrarini ve büyük aptestini tutamaz ya da yapamaz. Özellikle idrar kontrolü için küçük yasta sonda kullanimina baslanmazsa böbrek yetmezligi gelisir. Böbrek yetmezligini önlemek için bir üroloji uzmaninin takibinde düzenli araliklarla idrar tahlili ve ürodinami yapilmasi gerekir. Omurilik gerilmesi (Tethered cord) Spina bifidali çocuklarin çogunda omuriligin alt kisminda bir yapisma vardir.

Büyüme çaginda bu yapisma nedeniyle omurilik islevleri bozulup varolan sekil bozuklugu ve idrar sorunu artabilir. Sosyal sorunlar Hareket güçlügü ve idrar sorunlari nedeniyle egitim, arkadas edinme ve is bulma konularinda büyük sikintilar yasanabilir.

Spina Bifida’lı hastalarda egzersiz tedavisi tıbbı durumlarının izin verdiği ilk günden itibaren başlamalıdır. Erken dönemde tedaviye başlanan çocuklarda ve ailelerde egzersize uyum daha iyi olabilmektedir. Çocukların Normal çocuklarla birlikte gelişimi ve topluma kazanmaları bağımsızlık seviyelerinin artması ile mümkündür.

Spinal Muskuler Atrofi (Kas Hastalıkları) Tedavisi

Spinal muskuler atrofi (SMA), bir grup kalıtsal nöromüsküler (sinir-kası tutan) hastalığa verilen addır. Vücutta istemli kasların kuvvetsizliğine ve erimesine yol açarlar. Bu hastalığın tüm tiplerinde ön boynuz denilen bir bölgedeki hücreler etkilenir.
Vücudumuzdaki istemli kaslar, ancak omurilikteki ön boynuz hücrelerinden bir sinir yolu ile mesajı aldıklarında kasılabilir. Spinal muskuler atrofide, ön boynuz hücreleri anormal olduğundan bu mesaj kasa gelemez. Bunun sonucunda ise istemli kaslarda kuvvetsizlik ve erime (atrofi) görülür.

Mesane ve bağırsak fonksiyonları gibi istemsiz durumlarla ilgili kaslar bu hastalıklarda etkilenmez. Görme ve işitme duyuları sağlamdır.

Spinal müsküler atrofili (SMA) hastalarda rehabilitasyonun amacı eklem şekil bozukluklarını önlemek, kası korumak, solunum komplikasyonları ile mücadele etmek, yaşam içindeki rollerini ve sosyal yaşantısını sürdürmesini sağlamaktır. Rehabilitasyonun başarısı her olguya özel bir program uygulanması ile olanaklıdır.
SMA’lı hastaların rehabilitasyonunda ilk aşama hastanın mevcut fonksiyonel durumunu üç ayda veya altı ayda bir tekrarlanmalıdır. Çünkü büyüme faktörü çocuğun fonksiyonel durumunu etkiler. Büyümeye rağmen kaslarda yaygın olarak görülen zayıflık hem kemik üzerinde hem de tendonlar üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Sonuçta kemikte gelişim bozuklukları ortaya çıkar. İyi gelişmeyen kalça eklemi buna bir örnektir. İki taraflı kalça çıkığı SMA olgularında sık rastlanan bir durumdur.
SMA olgularının eklemleri oldukça gevşektir. Hastalığın erken döneminde eklem hareket sınırı beklenenin ötesine bile geçebilir

ESWT ( ŞOK DALGA ) TEDAVİSİ (Topuk dikeni, Tenisçi dirseği, Golfçü dirseği)

ESWT vücut dışından şok dalgaları ile yapılan tedaviye denir. Güçlü ses dalgalarının bir başlık vasıtasıyla vücudun ağrı kaynağı olan bölgesinde odaklanmasına dayanan etkili bir tedavi şeklidir. Böbrek taşını kırmak amacıyla geliştirilen bu tedavi şekli yaklaşık yirmi yıldır topuk ve dirsek ağrılarında kullanılmaktadır.
Etkisi vücut dışında üretilen akımların dokuda ses dalgaları şeklinde yayılması esasına dayanır. Söz konusu ses dalgalarıyla uygulanan tedavi, tenisçi ve golfçu dirseği, topuk dikeni, omuz ağrıları gibi hastalıkların tedavisinde uzun süredir kullanılmaktadır. Yapılan bilimsel çalışmalarda gösterildiği gibi ESWT ile %85-90’ a varan iyileşme sağlanmaktadır.

-Topuk dikeni
-Tenisçi dirseği
– Golfçü dirseği
-Omuz ağrıları( kalsifik tendinit)
– Uzun süreli kaynamayan kırıklar ve kaynama gecikmeler

TOPUK DİKENİ NEDİR?
Topuk dikeni, topuk ağrılarının en sık görülen sebebidir. Ağrının özelliği, genellikle istirahatta olmayıp ancak hareket halinde ve özellikle yere basıldığı zaman oluşmasıdır. Hasta genellikle sabah kalkınca ayaklarının üzerine basamaz ve ilk adımda şiddetli iğne batar tarzda topuk ağrısından yakınır. Daha sonra kısmen hafifleyen ağrı, uzun süre yürüme, ayakta kalma ile tekrar artabilir.

LENF ÖDEM VE TEDAVİSİ

Vücudumuzun hücresel faaliyetleri sonunda normal olarak oluşan lenf sıvısı, dokular içinden lenf damarları ile toplanır. Lenf düğümlerinden süzülen lenf sıvısı kan dolaşımına karışır.

Bu olması gereken dolaşım, lenf düğümlerinde veya lenf yollarında değişik sebeplerle oluşan rahatsızlıklar nedeniyle kesintiye uğrarsa lenf sıvısı doku içinde birikmeye başlar. Buna “LENFÖDEM” denir.

LENFÖDEM GÖRÜLEN DURUMLAR

  • Kadınlarda Meme Kanseri sonrası lenf düğümlerinin cerrahi veya radyoterapi nedeniyle zarar görmesi kolda lenfödem gelişmesine neden olabilir.
  • Doğuştan lenf düğümleri veya lenf yollarındaki yetersizlik nedeniyle bacaklarda lenfödem gelişebilir. Bu ödem ileri boyutlara ulaşabilir( Elephantiasis-Fil Hastalığı). Lenfödem çoğunlukla ileri yaşlarda ortaya çıkar, ancak doğumdan itibaren de görülebilir.

LENFÖDEMİN TEDAVİSİ

  • Günümüzde lenfödemin tedavisi yapılabilmektedir. Doğuştan ya da sonradan oluşmuş lenfatik sistemin yapısal bozukluğunu gidermek mümkün değildir. Ancak lenfödemi ortadan kaldırmak ve tekrar oluşmasını önlemek mümkündür.

Kompleks Fiziksel Terapi (C.P.T) lenfödem tedavisinde en başarılı yöntemdir. Bu tedavinin içeriği şunlardır;

  • Ödemli cildin temiz ve nemli tutulması
  • Tüm vücuda elle yapılan özel lenf drenajı
  • Drenajdan sonra şiş kol veya bacağın özel bandaj sistemi ile sarılması
  • Terapi kürünün sonunda ölçülere uygun basınçlı giysi giyilmesi
  • Hastanın kendisine verilen masaj, egzersiz, bandajlama ve basınçlı giysinin giyilmesi ile tedavinin devamının sağlanması

İnsan bedeninin kendi kendini onarım gücü oldukça yüksektir. Bu güçleri harekete geçirecek belli noktalar vardır ve tıp dilinde bu noktalara “akupunktur noktaları” adı verilir. Akupunktur; mikroplardan arındırılmış madeni iğnelerin deriye batırılması ile gerçekleşen eski bir tedavi metodudur. Akupunktur tedavisinde kullanılan iğnelerin içerisinde ya da üzerinde herhangi bir madde yoktur. Günümüzde yaygın olarak kullanılan iğneler paslanmaz çelikten olup çok incedirler.

Akupunktur felsefesine göre, insan vücudunda 12 çift ve 2 tek olmak üzere toplam 14 meridyen vardır. Bu meridyenlerin üzerinde 360 adet nokta bulunur. Bu noktaların doğru teknikle uyarılmasıyla vücutta da bulunan enerji dolaşımı normale döner ve hastalığın akupunktur tedavisi ile ortadan kalkması sağlanır.

Akupunktur kullanıldığı zaman iyi sonuçlar alınabilen, yan etkisi bulunmayan tamamlayıcı bir tıp yöntemidir ve konusunda yeterliliğe sahip doktorlar tarafından uygulanmalıdır. Akupunktur yapılmadan evvel vücudun kontrolden geçirilerek akupunktur uygulamasına uygun olup olmadığı tetkik edilmelidir. Akupunktur uygulaması, klasik vücut akupunktur iğneleri, kalıcı kulak iğneleri gibi kılcal iğnelerle uygulanmaktadır.

Migren, bel, boyun, ayak, bacak ve diz ağrıları için muayenesi sonucunda; akupunktur ve ozon tedavi yöntemleri ile kombine tedavi uygulanır.

Uzay terapisi fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında son yıllarda geliştirilen ve Serebral palsi başta olmak üzere bir çok nörolojik hastalıkta kullanılan tedavi metodudur. Uzay terapisi suit therapy, adeli suit therapy ve spider therapy gibi isimlerle de bilinmektedir.

Uzay terapisi kökenini astronotların uzayda ki yer çekimsiz ortamda karşılaşacakları olumsuz durumları önlemek için özel olarak geliştirilen Penguin Suit isimli bir kıyafetten alır. Bu kıyafet yer çekimsiz ortamda kaslara ve kemiklere yeteri kadar yük binmediği için oluşabilecek kas atrofisi ve osteoporoz(kemik erimesi) gibi olumsuz durumları önlemek için vücudun büyük eklemlerine basınç verilmesi mantığına dayanır. Nörolojik hastalarda ilk defa 1992 yılında kullanılan bu özel kıyafet sayesinde hastaların vücutlarında oluşturulan kompresyon ile proprioseptif uyarı ortaya çıkarılır. Vücudun normal duruşu için çok gerekli olan proprioseptif girdiler nörolojik hastalarda yeterli düzeyde değildir. Suit isimli kıyafetin bu olumlu etkisi sayesinde beyin ve kaslar arasında sürekli devam edecek iletişim hastanın vücut farkındalığına olumlu etkiler yaratmaktadır.

  • Propriosepsiyonu geliştirir.
  • —  Patolojik refleksleri azaltır.
  • —  Bedenin genel duruşu ve düzgün hareket paternlerini yeniden inşa eder.
  • —  Harici denge sağlar ve zayıf kasları destekler.
  • —  Vücudun görünüşünü düzeltir.
  • —  Vestibular sistemi etkiler.

Merkezi sinir sistemini yeniden eğitmek üzere beyni uyarır. Dokunsal ve duyusal uyarı sağlar.

Uzay terapisi Patolojik hareket kalıplarını azaltır, kuvveti arttırır, kas kontrol ve koordinasyonunu arttırır, dayanıklılığı arttırır; oturma, emekleme ve yürüme gibi fonksiyonel aktiviteleri artırır.

TEDAVİLER

Ortopedik hastalıklar, spor sakatlıkları, sporcu rehabilitasyonu ve sporcu psikoloğu alanlarında uzmanlaşmış bir ekip tarafından hizmet veren; meydana gelmiş bir spor yaralanmasının yada ortapedik rahatsızlığının tanı ve tedavi aşamasını, cerrahi öncesini ve cerrahi sonrasındaki tüm süreçleri en iyi şekilde yöneten, hasta memnuniyetini hedef alan bir program

El ve üst ekstremitenin başlıca fonksiyonları; ulaşmak, tutmak, kavramak, taşımak ve bırakma ile ilgili günlük yaşam aktiviteleri yerine getirmektir. Bu kapsamda el fonksiyonlarının normal çalışması yaşamımız için önemlidir. Türkiye’de el cerrahisinin gelişmesiyle birlikte el rehabilitasyonu uygulamaları giderek önem kazanmıştır.

fleksör ve ekstensör tendon yaralanmaları, sinir yaralanmaları ve sıkışmaları, ezilme yaralanmaları, el bileği, ön kol, dirsek ve kol kırık ve çıkıkları, yumuşak doku yaralanmaları, üst ekstremite artroplastileri, amputasyonlar, ve replantasyon cerrahisi yapılan hastalar, romatoid artrit, osteoartrit ve üst ekstremiteyi etkileyen diğer romatizmal hastalıklar, dupuyturen kontraktürü, tetik parmak, diabetik el, kompleks bölgesel ağrı sendromu ve spastik el gibi el problemleri olan kişiler tedavi edilmektedir.

Bu tedavi yöntemi kuru iğnelemeintramuskuler stimülasyon (ims) olarak da bilinir. Kronik kas iskelet sistemi bozuklukları ve bu bozukluklara bağlı ağrıların tedavisinde kuru iğne tedavisi etkilidir.

Tedavide kasılmış ve kısalmış kasa bir iğne batırılarak bu spazm çözülmeye çalışılır. Bir kasta çoğu zaman çok sayıda ağrılı kasılmış ve kısalmış kas demetleri olduğundan çoğu kez, çok sayıda iğneleme yapmak gerekebilir. Tekrarlayan veya kronikleşmiş ağrıda spazmla birlikte fibroz doku gelişimi de varsa iğne sayısının ve iğneleme sıklığının arttırılması gerekir.

Kuru iğne tedavisi kas spazmına bağlı ağrıları tedavi etmede etkili bir tedavi yöntemidir.Kas spazmı bel-boyun, sırt ağrılarının en önemli nedenidir. Spazm omurlar arasında bulunan disklere baskı yaparak fıtık oluşumuna, kireçlenme ve ağrılı bir omurgaya yol açarlar. Damarları sıkıştırarak kollar ve bacaklarda soğukluk, uyuşma, üşüme, ödeme neden olur.

Kuru İğne Tedavisi tek başına veya diğer tedavilerle kombine edilerek uygulanabilmektedir.Kuru iğne tedavisi, hastanın muayenesi yapılıp, tanısı konduktan sonra, belli seanslar halinde planlanır.

Kuru iğneleme tekniği hangi ağrılar için faydalı olur?

Belirli ilaçları ağız yoluyla kullanmak yerine doğrudan sorunlu bölgeye uygulamak amacıyla yapılan bir tedavi yöntemidir. Başta hareket sistemi hastalıkları ve romatizmal hastalıklar olmak üzere pek çok ağrılı sendromun tedavisinde kullanılmaktadır.

Bazen herhangi bir ilaç vermeden sadece aşırı artmış eklem sıvısını almak amacıyla da enjeksiyon yapılabilir. Eklem ponksiyonu adı verilen bu tedavi yönteminin amacı, travma veya romatizmal hastalıklar sonucunda artan eklem sıvısını boşaltıp eklemi rahatlatmak ve bu sıvı içinde biriken zararlı maddeleri ortamdan uzaklaştırmaktır.

ağrılı bölgeye, ilaç vermeden iğneler batırılıp çıkarılır. Amaç o bölgedeki ağrılı sinir uçlarının hassasiyetini azaltmak ve ağrı iletimini engellemektir. Uzak Doğuda binlerce yıldır başarıyla uygulanan akupunktur tedavisine benzeyen bu tedavi yöntemi son yıllarda Batı ülkelerinde oldukça yaygınlık kazanmıştır. İlaç enjekte edilmediğin ilaçlara bağlı herhangi bir yan etki söz konusu değildir. Diğer tedavilerle ve fizik tedavi yöntemleriyle birlikte kullanılmasında hiçbir sakınca yoktur. Başta fibromiyalji olmak üzere, bel ve boyun fıtıklarında, ağrılı kas spazmlarında, ağrılı eklem hastalıklarının tedavisinde etkili olan bir tedavi yöntemidir.

Özel tek kullanımlık vakumlu kupalar ile cilt üzerinden yapılan küçük kesilerle kan alma yöntemidir.Hacamatı, damardan kan aldırma yönteminden ayıran en önemli özellik, bağ (fibröz doku) içerisine hapsolmuş durağan (staz) kanının boşaltılması esasına dayanmasıdır. Bu nedenle uygulandığı bölgelerin özelliği nedeniyle klasik, damardan kan aldırma yönteminden farklı etkileri vardır. Hacamatın yapıldığı bölgelerde bulunan akupunktur noktalarının da işin içine karışmasından dolayı ciddi bir şekilde uyarılma sonucu bu farklı etkiler dahada belirgin olarak ortaya çıkmaktadır.
Şu bilinmelidir ki; hangi amaç, araç ve metodla olursa olsun kan aldırma ile ilgili uygulamalar bir tıp doktorunun muayenesi ve tavsiyesi ile yapılmalıdır. Doktor tarafından uygun görüldükten sonra hacamat yapılacak bölgenin sterilizasyonu sağlanır. Ardından kupalar vakumlanarak kapatılır. Kısa bir süre vakumlama işlemi yapıldıktan sonra bölge bisturi ucu veya bir lansetle kanın çıkabileceği şekilde çizilir. Buraya tekrar kupalar vakumlanarak kapatılır ve hacamat yapılır.

Kinesiotaping (kinezyoteyping) nedir ? 

Kinezyotaping vücut hareketlerini kısıtlamadan kas ve eklemlerin destekleyerek vücudun doğal iyileşmesini hızlandıran özel bir tür bantlama tekniğidir. Bantlama bir tedavi yöntemi olarak, yıllardır fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarında tercih edilmiştir. Özellikle sporcu sağlığı ve koruyucu yaklaşımlar alanında bilinen bu tedavi şekli pek çok farklı malzeme ile uygulanır hale gelmiştir. Kinesiotaping bantlama yöntemlerinden biri olmakla beraber, bu yöntemde benzerlerinden farklı olarak esnek ve uzun süre cilt üzerinde kalabilen akrilik materyalden özel bantlar kullanılmakta ve bu bantlar özel tekniklerle, farklı amaçlar doğrultusunda uygulanmaktadırlar.

Bu bantlama yönteminin etkileri nasıl oluşur?

İnsan vücudu hareket etmek üzere tasarlanmıştır ve bu hareketin temel unsurları sinir sistemi ile kas-iskelet sistemidir. Kaslar, iskelet dokusuna yapışmış halde bulunur ve normal koşullarda kasılıp gevşeme yolu ile hareketi doğururlar. Eğer bir kas  çok uzun süre çalışmak durumunda kalır yada kapasitesinin üzerinde yüklenirse kas dokusunda küçük yada büyük boyutlarda yaralanmalar oluşur. Oluşan bu yaralanmaların neticesinde oluşan yangılı durum cilt ile kas dokusu arasındaki bölgede baskıya neden olur ve bu basınç lenfatik akıma engel oluşturur. Dokularda oluşan bu yangı deri altında yer alan ve ağrı duyusunu yaratan sinir uçlarını uyararak kişide “ağrı ve rahatsızlık hissi” uyandırır. Bu tip ağrılar kas ağrısı yada miyalji olarak adlandırılmaktadır. Kinesiotape  teorik olarak, cildi yukarı kaldırıp deri ile kasların arasındaki boşluğu arttırmakta ve bölgede yaralanma yada hastalık sonucu oluşan baskıyı hafifletmektedir. Yaralanma bölgesindeki baskının azalması bölgede ki kan dolaşımın artışı ile sonuçlanmaktadır. Azalan gerginlik ve hassasiyet neticesinde deri altında var olan ağrı alıcılarının uyarılmasını önlenmiş olur ve ağrısız hareket imkânı sağlanmış olur. Kinesiotaping Tekniğinin temel amacı ağrısız harekete  destek olmak ve bu yolla iyileşmeyi hızlandırmaktır.

Manuel terapinin birçok uygulanma şekli vardır. Öncelikle başvuran kişinin detaylı oalrak değerlendirilmesi gerekir. Değerlendirme sonucunda çıkan birçok problem olabilir. Bulunan problemlere karşı, ritmik hareketlerle o eklemdeki kilitlenme açılabilir. Kasta eğer bir problem varsa, kası gevşetme teknikleri uygulanabilir. Solunum egzersizleriyle beraber gevşeme elde edilebilir. Eklemleri normal yerine getirmek için bazı manipülasyon teknikleri uygulanabilir.
Manuel Terapinin Diğer Tedavilere Göre Avantajı Nedir?

      • Klasik fizik tedavi uygulamaları değildir.Fizik tedavi merkezlerindeki hot pack ultrason tens gibi elektroterapi ve tıbbi makineler yoktur.
      • Özel değerlendirme ve muayeneler içermektedir.Hasta,baştan aşağıya özel testlerle vücuttaki bozukluklar ve hizalama problemlerini ortaya çıkarır.Hasta vücudu konusunda eğitilir. Holistik ve öğretici yaklaşım vardır.
      • Kişiye özel çalışılır.Klasik merkezlerde her hastalığa aynı verilen standart metotlar yoktur.Haftalarca süren seanslar yoktur.
      • Omurgayı hizalandırmayı amaçlar ve tamamen elle dengelemeler yapılır..
      • Diğer yöntemlere göre daha kısa sürede iyileşme imkanı sağlar.
      • Tek seansta bile ağrının büyük kısmı giderilebilir.
      • Başarı oranı oldukça yüksektir.
      • Klasik fizik tedavi merkezlerinde her hastalığa aynı şekilde verilen fotokopi egzersizler yoktur.Tamamen bireye yönelik düzeltici egzersizler verilir
      • Problemli bölgeye direk uygulamalar yapıldığı için hızlı ve etkili bir çözüm sağlar.
      • Uygulamalarda tamamen kanıta dayalı klinik bilgiler kullanılır.
      • Herhangi bir ilaç kullanımı gerektirmez,tamamen doğaldır.
      • Hiçbir yan etkisi yoktur.Emniyetli uygulamalardır.

Hangi rahatsızlıklarda etkilidir?

      • Bel rahatsızlıkları; bel fıtığı, faset eklem blokajları, kanal daralması, bel kayması
      • Boyun rahatsızlıkları; boyun fıtığı, boyun düzleşmesi, faset eklem problemleri, boyunla ilişkin baş ağrısı…
      • Omuz problemleri; Kas yırtılması, donuk omuz, impingement (sıkışma) sendromu…
      • Dirsek problemleri; Ekstansör tendinit (Tenisçi dirseği), Fleksör tendinit (golfçü dirseği), ulnar sinir tuzak nöropatisi…
      • El bileği problemleri; Karpal tünel sendromu, Dequervain tenosinoviti, dupuytren kontraktürü…
      • Kalça problemleri; Kalça çıkığı, Priformis sendromu, Koksartroz, Kalça protezi sonrası…
      • Diz rahatsızlıkları; Menisküs yırtıkları, ön-yan-arka çapraz bağ yırtıkları, diz protezi sonrası rehabilitasyon, kondormalazi patella, genu varum-valgum-rekurvatum problemleri…
      • Ayak bileği rahatsızlıkları; topuk dikeni, halluks valgus, tarsal tünel sendromu, morton sendromu-nöroması…
      • Kırık sonrası rehabilitasyon: Özel limitasyon açma teknikleri

Eklemler, kaslar ve omurgayı içeren kas ve iskelet sistemindeki rahatsızlıkların teşhis ve tedavisi ile birlikte vücuttaki tüm sistemleri dikkate alarak bütüncül bir yaklaşım ile uygulanan bir manuel terapi yöntemidir. Amacı, vücuttaki tüm sistemlerin özellikle; sinir, dolaşım ve lenf sisteminin olumlu etkileşmesini sağlayarak, bedenin otoregülasyonunu (kendi kendini iyileştirme) açığa çıkarmaktır.

Osteopatlar sadece sorunlu bölgenin tedavisine konsantre olmayıp el teknikleri ile vücuttaki tüm sistemleri dengeleyerek genel bir sağlık ve iyi hissetmeyi sağlarlar.

Osteopatinin Kullanıldığı Hastalıklar

  • Bel, boyun, sırt ağrılarında ve fıtıklarında
  • Migren ve gerilim tipi baş ağrılarında,
  • Skolyoz, kifoz gibi postür bozukluklarında
  • Ameliyat sonrası ağrı ve yapışıklıkların giderilmesinde
  • Stres ve sinirsel gerginlikler
  • Kronik yorgunlukta
  • Uyku bozukluklarında
  • Nevralji
  • Spor yaralanmalarında,
  • Hormon bozukluklarının tedavisinde destekleyici olarak
  • Dolaşım sorunları rahatsızlıklarında, ( kan ve lenfatik sistem)
  • Hareket ve fonksiyon bozukluklarında
  • Yürüme, denge ve koordinasyon bozukluğunda
  • Fibromyalji sendromunda
  • Eklem sertliği, kireçlenme gibi artrozik değişikliklerde
  • Eklem blokajları, omurga ve costa blokajlarında,
  • Kabızlık, ishal, idrar kaçırma, hazımsızlık, gaz, karın ağrısı, spastik kolon, pitozis ve hazım organlarının fonksiyon bozukluklarında destekleyici tedavi olarak visseral osteopati kullanılır.
  • Bebeklerde yutkunma, kusma, kafa şekil bozukluğunda cranio-sakral osteopati kullanılabilir.
  • Alerjik ve kronik hastalıklar,
  • Akut ağrılar,
  • Romatizmal hastalıklarda osteopati destekleyici tedavi olarak kullanılabilir.

Craniosacral Terapi

Craniosacral Terapi, terapistin ‘cranial ritmi’ kontrol ederek kuyruk sokumundan kafatasına kadar olan bölgenin belirli noktalarına hafif basınç ve masaj terapi uyguladığı bir yöntemdir.

Craniosacral Terapi, vücut içi sıvısının hareketliliğine ve dengelenmesine ve merkezi sinir sistemindeki negatif etkilerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olur. CST, vücut kasları ve yumuşak dokunun rahatlaması ve kemiklerdeki hareketliliğin sağlanması ile vücudun kendi kendini iyileştirmesi fonksiyonunun öne çıkmasını sağlar.

Yardımcı Olduğu Alanlar;

  • Stres, depresyon, duygusal sorunlar
  • Somatik rahatsızlıklar
  • Spordan kaynaklanan sorunlar
  • Migren, baş agrıları, kronik yorgunluk, vücut hareket ve dengesi ile ilgili sorunlar
  • Merkezi sinir sistemi sorunları
  • Boyun ve bel agrıları
  • Ögrenim bozuklukları, hiperaktivite
  • Bebeklerde uykusuzluk
  • Ortopedik bozukluklar ve diğer ağrılar

Çocuk fizyoterapistleri tarafından SP’li çocukların fizyoterapi uygulamaları içinde kullanılan Bobath tedavi yönteminde günümüzde aktif dinamik tedavi, fonksiyonelliği sağlamak için aktivitelerle eğitim, hareketin koordinasyonu ve dengenin geliştirilmesi, iç içe geçmiş farklı aktivitelerin bir hareket akışı içerisinde çalıştırılması önem kazanmıştır. Tonusu düzenleyici ve aktif hareketi ortaya çıkarmaya yönelik pozisyonlamalar ve duyu-motor aktiviteyi artırıcı uyaranlar kullanılmaktadır.

Farklı pozisyonlarda günlük yaşamdaki durumlarla bağlantılı olarak hareket ve postür kontrolü geliştirilmeye çalışılırken, çocuğun kişisel gelişimine göre planlanma yapılmaktadır. Fonksiyon içinde hareketi aktive etmek ve günlük yaşam içinde uygulamaları sürdürmek günümüz Bobath yaklaşımının temel anlayışıdır.

Bobath yaklaşımı bu hedeflere ulaşmak için farklı fizyoterapi uygulamalarını, ortez ve adaptif araç-gereç kullanımlarını da içermektedir. Bobath yaklaşımı dahilinde SP’li çocuklarda temel problemin postüral kontrol, hareket ve koordinasyonda bozukluk olduğu düşünülmesine rağmen, nöromusküler problemlerin, kişisel özellikler, genetik, motivasyon, algı-motor deneyimler, çevresel gereklilikler ve nöral iyileşme düzeyi ile yakından ilişkili olduğu belirtilmektedir. Tüm bu ifadeler, Bobath’ın bir metot veya teknik olmadığı, rijit değil değişken olduğu ve hala gelişmekte olduğunu göstermektedir.

DİĞER BİRİMLER